Hedef Cop 23!
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Hedef Cop 23!

31 Temmuz 2017 - 14:02

2013 yılı verilerine göre küresel birincil enerji talebinin yüzde 29'unu karşılayan kömür, CO₂ emisyonlarının yüzde 46'sından sorumluydu. Uluslararası Enerji Ajansı'na (UEA) göre 2012-2013 arasındaki küresel CO₂ emisyonlarındaki artışın yüzde 70'i kömürden kaynaklandı. Paris Anlaşması'nda yer alan, yüzyılın ikinci yarısında net karbon emisyonlarının sıfırlanması hedefi ile kömür kullanımının ve kömüre dayalı elektrik üretiminde artış emellerinin çeliştiği ortada. Paris Anlaşması sonrasında kömürün enerji sektöründeki rolünü, Türkiye'de kömüre dayalı elektrik üretim projelerinin neden olabileceği ve maruz kalabileceği riskleri konuşmalıyız. 

İnsan kaynaklı iklim değişikliği ile bağlantılı yaşanan küresel sıcaklık artışı Paris Anlaşması ile 2°C’nin olabildiğince altında (ve mümkünse 1.5°C’de) dizginlenmeye çalışılacak. Bu hedefe ulaşılabilmesi için ulusal katkılar (NDC’ler) kritik öneme sahip olacak. Ulusal katkılar düzenli aralıklarla daha iddialı hedeflerle güncellenerek küresel mücadelenin etkinleştirilmesi hedefleniyor. Anlaşmada 2050-2100 yılları arasında insan kaynaklı seragazı salımların ve yutak kapasitesinin arasında bir denge kurulması uzun dönemli hedef olarak belirtiliyor. Yani doğal süreçlere insan müdahalesini sıfıra indirmek amaçlanıyor. Paris Anlaşması, uyum (adaptasyon) konusuna azaltım (mitigasyon) konusuna verdiği önemi atfediyor. Bundan böyle ülkeler ulusal katkılarında uyum tedbirlerini belirtmek ve sürekli güncellemek durumunda olacaklar. İklim finansmanı açısından ise daha önce belirlenen 2020 itibari ile yılda 100 milyar dolar hedefi taban meblağ olarak kabul görmüş durumda. Bu finansman özellikle Yeşil İklim Fonu (GCF) aracılığı ile dağıtılacak. Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere finansal desteğinin boyutu 2020’den itibaren somut ihtiyaç değerlendirmeleri üzerinden artarak devam edecek.

Küreselleşen dünyanın en önemli sorunlarının biri de, şüphesiz iklim değişikliği. Peki, iklim değişikliğiyle nasıl mücadele edeceğiz, ne yapılmalı? Bu mücadelenin başarılı olması için, ekonomik büyüme ve toplumsal gelişmeyle sera gazı emisyonlarındaki artışın aynı yönde seyretme eğiliminin küresel ölçekte durdurulması, yani ekonominin karbonsuzlaştırılması bir zorunluluk. Bu amaçla enerji verimliliğinde artış, fosil yakıt sübvansiyonlarının sonlandırılması ve rüzgâr, güneş gibi yenilenebilir kaynakların enerji üretimindeki payının artırılması gerekiyor. Türkiye, iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarında tarihsel sorumluluğu düşük, ancak emisyonlarını hızla artıran bir ülke. Gelişmekte olan ülkelerin emisyonlarında son yıllarda hızlanan artış nedeniyle, artık sadece sanayileşmiş Batı ülkelerinin yapacakları azaltımlar iklim değişikliğiyle mücadele için yeterli değil. Bu nedenle Türkiye’nin de hızlı büyüyen Çin, Hindistan gibi diğer gelişmekte olan ülkelerle birlikte fosil yakıt kullanımını ve sera gazı emisyonlarını kontrol altına alması ve uluslararası iklim politikalarına katkıda bulunması gerekiyor.

 

Peki, COP22 Marakeş’te gerçekleştirilen zirvede neler oldu?

Fas’taki zirvenin ilk gününe Türkiye’nin hâlihazırda Ek-1 (gelişmiş ülkeler) kategorisinde olduğu için erişiminin bulunmadığı Yeşil İklim Fonu (GCF) kapsamında iklim finansmanına erişim isteği damga vurdu. Çerçeve sözleşme kapsamında tanınan özel şartlarına dayanarak sadece azaltım (mitigasyon) ile ilgili olarak fona erişim sağlaman isteyen Türkiye’nin talebi hakkında bir karara varılamadığı için konu açık uçlu istişarelerle değerlendirilecek ve süreç COP23 başkanlığına raporlanacak. Şimdi COP 23 çok az bir zaman kaldı ve gözler yeni sürece çevrildi. Almanya ‘dan size çok yakında bildireceğim.

 

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar