"Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri"
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

"Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri"

30 Ağustos 2018 - 10:10

Türk Ulusu’nun varoluş mücadelesi sürecinde 30 Ağustos Zaferi, Türk Ulusu'nun, ordusuyla birlikte Yüce Atatürk önderliğinde yazdığı kahramanlık destanıdır. 19 Mayıs 1919 tarihiyle başlayan bağımsızlık yolundaki inançlı ve vatanını korumak için kararlı Türk Ulusu’nun bu Zaferi, demokratik, laik ve tam bağımsız yeni Türk Devleti'nin hiç sönmeyecek bir güneş gibi doğuşunu müjdelemiştir.

30 Ağustos Zaferi’ni ve beraberinde Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan en önemli etken hiç kuşkusuz dil, din, etnik köken ayrımı olmaksızın tüm halkımızın “Ulus olma” bilinciyle bir araya gelip bütünleşerek, yurdumuza sahip çıkmalarıdır.

“Ulus olma” bilincine daha da ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde kahraman ordumuzun birliğimizden ve bölünmez bütünlüğümüzden ödün verilmeden ayrılık yaratmak isteyenlere ve teröre karşı mücadelesi tam kararlılıkla devam etmektedir.  Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bu mücadelesinde canlarını vatan toprakları için kahramanca feda eden tüm mensuplarını bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Ulusumuzu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak, ülkemizde yaşayan her ferdi özgürce yaşatmak için canlarını ortaya koyan gazilerimiz, milletimizin kahramanlarıdır.

Ulusumuza yakışan zaferleri Atatürk’ün etrafında kenetlenerek elde eden, bağımsızlığımıza göz dikenlerle savaşan gazilerimiz, kahramanlıklarıyla her zaman gönlümüzdeki tahtlarını koruyacaklardır. Ülkemiz, kahramanlarımızı her zaman vefa duygusuyla yüreklerinde taşıyacaktır.

Atatürk verdiği emri şu şekilde açıklamaktadır. “Kumandanlara verdiğim sözlü emirlere şunu eklemişimdir. Ben size taarruz emretmiyorum ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar gelebilir.”

Bu emir üzerine yapılan taarruz hava kararırken sahile yakın ilk sırtlara kadar ulaşıyor ve Çanakkale savunmasının omurgası teşekkül etmiş oluyordu.

Bu olay için Atatürk “57’nci Alay meşhur bir alaydır. Çünkü hepsi şehit olmuştur” der. Alayın bir bölümünün Çanakkale muharebelerinin diğer safhalarında şehit oldukları anlaşılmaktadır.

Aynı taarruzu General Hamilton şöyle anlatıyor. “Gebe dağlar Türk doğurmakta devam ediyor.”

Atatürk’ün Bombasırtı taarruzunu tasviri Çanakkale muharebeleri sırasındaki Türk taarruzlarını anlatan bir örnektir. “Karşılıklı siperler arasındaki mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak muhakkak Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına, hepsi düşüyor; ikincidekiler onların yerine giriyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor; Sarsılmak yok.”

Askerlerine “size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” diyebilen bir komutan yoktur. Ölme emrini tereddütsüz yerine getiren Mehmetçik’ten başka bir asker, Türk milletinden başka bir millet de bulunamaz.

Çanakkale muharabeleri İstanbul’un 1915 yılında işgalini önlemiş, direnmenin devamını sağlamıştır. Atatürk bu muharebelerle ilgili olarak: “Biz orada, İngiliz-Fransız donanmasını boğazın dışında tuttuk ve onların müttefikleri Ruslarla irtibat kurmasını önledik. Rusya böylece çökmüş oldu.” der.

Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra Ordunun 100 km geride, Sakarya doğusuna çekilme emri.4

1’inci ve 2’inci İnönü muharebelerinde Yunanlılar kuvvetlerinin tamamını kullanmadan harekâta girişmişler ve büyük kuvvet üstünlüklerine rağmen başarılı olamamışlardı. Kütahya-Eskişehir muharebelerinde ise bu hatalarını tekrarlamadılar. Bursa bölgesinde ve Uşak bölgesindeki kuvvetlerini aynı zamanda kullanarak başarı şanslarını artırdılar. Muharebe şartlarının aleyhimizde geliştiği sırada, 18 Temmuz 1921 günü Atatürk, İsmet Paşanın Karacahisar’da bulunan karargâhına giderek durumu incelemiş ve şu emri vermiştir. “Orduyu, Eskişehir’in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra, düşman ordusuyla aramıza büyük bir açıklık bırakmak gerekir ki, orduyu derleyip toparlamak ve güçlendirmek mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya’nın doğusuna kadar çekilmek yerindedir.” Atatürk bu emrini şu önemli gerekçe ile tamamlıyor. “Askerliğin gereğini kararsızlığa düşmeden uygulayalım. Başka türden sakıncalara karşı koyabiliriz.”

Atatürk bu emirle ilgili bilgi verirken Yunanlılara karşı bu devrede uygulanan stratejiyi de açıklamaktadır. “Uygun hareketler yaparak durdurup etkisiz bırakmak ve yeni orduyu kurmak için zaman kazanmak şeklinde özetleyebilirim.”

Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra Türk birlikleri Sakarya nehri gerisine çekilinceye kadar taciz harekâtına dahi maruz kalmamışlardır. Bu çekilme ile, Kütahya-Eskişehir muharebelerindeki Yunan taarruzu kesin bir sonuca ulaşmadan, Yunanlılar için taktik düzeyde bir başarı olarak kalmıştır.

Atatürk “ Tedbir düşünürken acı da olsa gerçekleri görmekten bir an bile uzak kalmamalıdır” der. İstiklâl Harbi sırasında önemli olan husus, sonucu sağlayacak olan ordunun korunması ve geliştirilmesiydi. Bu askerî gereğe uyarak Atatürk, toprak terk etmiş, fakat aynı toprakları ve diğer toprakları geri almak için gerekli olan ordusunu korumuştur.

“ Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.” Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra kuvvetlerini 100 km geriye, Sakarya doğusuna çekmekle Atatürk, düşmanı kendi istediği yerde, kendi istediği şartlarda muharebeye mecbur etmişti. Gerçekte askerî harekât yönetiminde çok önemli bir güç olan ve sahip olana büyük imkânlar sağlayan “inisiyatif, taarruz eden tarafın elindedir. Kuvvetlerin Sakarya doğusuna çekilmesi Yunanlıların inisiyatiften yararlanmasını çok büyük ölçüde sınırlamış, bir ölçüde de olsa savunmada olmalarına rağmen Türk kuvvetlerinin iradesine bağlı kalmışlardır.

Sakarya nehri doğusunda uygulanan askerî harekât savunma, mevzi savunmasıdır. Bu tür harekâtta önemli olan savunma arazisini, hatta ilk savunma hattını korumaktı. Atatürk bu sert savunma ilkesini bir ölçüde yumuşatmış fakat aynı zamanda bu tür askerî harekâttan beklenen amacı koruyan bir ilke geliştirerek uygulamıştır.

“Savunma hattına çok ümit bağlamak ve onun kırılmasıyla, ordunun büyüklüğü ölçüsünde çok gerilere çekilmek gerektiği teorisini çürütmek için memleket savunmasını başka türlü ifade etmeyi ve bu ifademde direnerek şiddet göstermeyi yararlı ve etkili buldum. Dedim ki hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz”

Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Kore’de, Kıbrıs’ta vatanı savunmak için, dünya barışı için mücadele eden gazilerimiz gibi bugün terörle mücadele için canını ortaya koyan gazilerimiz de gönüllerimizde en yüce makamdadır.

30 Ağustos Zafer Bayramı'nda, Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Büyük Önder Atatürk ve O'nun silah arkadaşlarını minnetle, şükranla anıyor, şehitlerimize rahmet diliyor, tarihin her döneminde canı ve kanı pahasına eşi görülmemiş kahramanlık destanları yazan Silahlı Kuvvetlerimizin Zafer Bayramını onurla, gururla, coşkuyla kutluyor, milletimize saygılar, sevgiler sunuyorum.

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar