Sanat İçin Sanat
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Sanat İçin Sanat

18 Ağustos 2018 - 11:00

Sanatçılarımız, yazarlarımız, içinde bulunduğu toplumun koşullarını hesaba katmak zorundadır. İnanmasa bile o koşullar içinde çile çekecektir. Bu benim kaderim, diyecektir. Kendini soyutladığın an yoksun sen. Sabahattin Eyüboğlu’nun dediği gibi bir kişinin mis sabunuyla yıkanması, bir kişinin çok iyi malzemeden yapılmış ayakkabı giymesi, o toplumun toptan mis sabunuyla yıkanacağı, toptan iyi ayakkabı giyeceği anlamına gelmez.

Edebiyatın işlevi, bireysel olgulardan, bireysel inanışlardan kendini sıyırıp daima toplumun sorunlarını kağıda geçirmek olmalıdır. Halkın sorunlarıyla edebiyat yapmak gerekir. Kalıcı edebiyat budur.

Selahattin Batu’nun bir yazısında okumuştum 1960’lı yıllarda. Batu, “Koltuğunun altına bir öykü kitabi kıstırmış insandan hayır gelmez. Bize düşünce gerek diyordu. Sakat bir anlayıştır bu. Çünkü her şeyin temelinde edebiyat vardır. Hümanizmayı önemseyememişseniz düşünceye gidemezsiniz. Sanat yapıları düşüncenin temelini oluşturur. O temelden geçen düşünce hümanist olur, kalıcı olur.”

O. Nuri Poyrazoğlu: “ Bu konuda benim de söyleyeceklerim var. Ancak bilesiniz ki söyleyeceklerimin çoğu, kaynak kitaplardan derlenmiş kurumsal bilgilerdir.

“Yazarın (edebiyatın) işlevi nedir?” sorusu beni öğrencilik yıllarıma götürdü. Edebiyat derslerimizde ilk kez işittiğimiz, bugün artık önemini yitirmiş olan “Sanat sanat içindir”, “Sanat toplum içindir”. Savsözleri, 16-17 yaşlarındaki biz öğrencilere çok çarpıcı gelmişti.

Eskiler, edebiyat için, “ustalıklı sözsöyleme yollarını öğreten bilgi dalı” anlamına, “ilm-i edep” terimi kullanırlarmış, ‘Yazın’ (edebiyat) teriminin anlamına baktım. Kullanıldığı yere göre ne kadar çok tanımı var edebiyatın! Konumuzla ilgili olan tanımlardan birisi şöyle: Düşünce, duygu, olay ve imgeleri güzel ve etkili biçimde anlatan söz sanatı. Edebiyatın konusunu, kullandığı aracı, bu aracın kullanılış biçimini gösteren bir tanımdır bu.

Tanımdaki “güzel ve etkili” kavramlarına dikkat ettiniz mi? Kişiden kişiye, döneme göre değişen, göreceli iki kavram bunlar.

Kaynakların birinde, sanatın işlevi konusunda şu karşılıkları buldum: tatlıyı ve yararlıyı bulmak, zamanı boşa harcamamak, zamanı doldurma aracı…

Kuramlar açısından sanatın işlevi nedir, diye kitaplara baktım; aklım karıştı. Öğrenebildiklerimin çok kısa bir özetini, hoşgörünüze sığınarak sizlere de aktarmak isterim:

Yansıtma Kuramı’na göre edebiyat, dünyaya tutulmuş aynadır. Toplumu, gerçekleri, dolayısıyla insanı, yaşamı anlatır. Edebiyat, gerçeği yansıtırken başarıyı ve etkiyi ölçüt olarak alıyor.

Anlatımcılık Kuramı’na göre edebiyatta, sanatçının duygularını dile getirmede, ‘aktarma’ önemlidir. Ancak aktarma sırasında, ahlak bakımından eğiticilik gözetilmelidir.

Biçim Kuramı’na göre edebiyatın asıl işlevi, okurda estetik yaşantı uyandırmaktır. Burada işin içine yapısal ölçütlerle değerlendirme girmektedir.

Duygusal Etki Kuramı’na göre sanatın dışında güzel diye bir şey yoktur. Sanat, okura estetik zevk vermelidir. Bundan dolayı güzellik ölçütleri özneldir.

Edebiyatın işlevine, Klasizm, Romantizm, Realizm, Sembolizm, Sürrealizm… gibi sanat akımları açısından bakmak da var; ama o zaman söz uzar da uzar. Bu konuda şuncasını anımsatalım, yeter: Her çağın başat bir felsefesi vardır. Bu felsefe, etkisini sanatta da gösterir. Bu da ‘akım’  (ekol) olarak çıkar ortaya.

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar