Sözün Özü VAR
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Sözün Özü VAR

23 Şubat 2017 - 10:50

Bugün Mustafa Kemal’in yolunda birleşme günüdür. Bu saltanat böyle sürmez. Bugün Mustafa Kemal’i anlama günü. 90 sene önce bu topraklarda üzerinde, her şeyin bitti dendiği anda, 1.76 boyunda bir adam çıktı! Atatürk’le birlikte kader değişti. Yedi düvel üzerimize gelirken mücadeleyi kazanmışız. Bugünde kazanacağız.

Atatürk bir dahi ve dahi olduğu için Lozan’ı getirmekle Sevr’i tamamen yok etmemiş olduğunun farkında; yani Sevr’in sadece rafa konmuş olduğunun, ilk fırsatta bize tekrar dayatılacağının farkında. Eğer birileri bazı hayallere tutuşur ve kadını ezeceğiz, mirasta erkekler daha çok alacak, okumayacağız falan derlerse; yani ortaçağımızın keyfini çıkaralım derslerse bu coğrafyada kalabilme ihtimalleri yok. Hem Avrupa’nın böğrüne gir, hem de ortaçağımı yaşayacağım de, bu mümkün değil. Atatürk Devrimi’nin amacı Türkleri bu ortaçağdan çıkartmak ve eğitilmiş, kültürlü, bilgi sahibi, bilim sahibi, sanayileşmiş, üretken, varlıklı kılmaktır. Hoşluk olsun diye, şıklık olsun diye yapılmamıştır. Bu hayati bir zorunluluktu. Bazılarına sorarsanız kadın-erkek eşitliğinden nefret ediyorlar ve demokrasi kavramına sarılmışlar.

Demokrasi bazen çok yanlış anlaşılıyor. Demokrasi deyince pek çok kişi aklına gelen şey; birden çok parti olsun, seçimler dürüst yapılsın ve özgür bir basın olsun. Bu harika formülle sandıktan ne çıkarsa iyidir. Unutmamak gerekiyor ki Hitler sandıktan çıktı. Hitler’i o anlı ve şanlı Alman milleti, çok partili özgür seçimlerde seçmişlerdir. İkinci dünya savaşında Almanlar 15 milyon ölü verdiler. 20 Milyon Sovyet vatandaşını öldürdüler. Yahudisi , Çingenesi , Avrupa’yı mezbahaya döndüren bir adam Hitler ve bu adam sandıktan çıktı. Batılılar bizi “ Bravo yine demokrasi oynadı Türkler” diye alkışlıyorlar. Biz de bak bizi ne kadar çok beğeniyorlar diye seviniyoruz. Demokrasi bu değil!

Demokrasinin ne olduğunu bize Fransız devrimi söyledi. Eşitlik-Özgürlük-Kardeşlik. Kardeşlik manevi bir şey ama esas somut olan eşitlik ve özgürlük. Demek ki demokrasi budur. Çok partili sistem bir mekanizmadır bazen iyi işler. Bizim için önemli olan konu ise Atatürkçülüğün bir aydınlanma hareketi olduğunu ve bir bütünsel kalkınma modeli olduğunu anlamak ve bu doğrultuda çalışmaktır.

Ülkemizde 1950’li yıllar sonrasında yapılanların tersinin yapılması gerekmektedir. Kültür merkezleri açılmalıdır, öğretmenlik birinci sınıf meslek haline getirilmelidir. Bütün Türkiye’yi kalkınmaya yöneltecek üretime dayalı projeler hayata geçirilmelidir. O zaman ülke olarak kalkınmamız doğru yolda başlayacaktır.

Ülkemiz ciddi bir süreçten geçmektedir, ülke iç ve dışta savaş halinde. Türk Silahlı Kuvvetleri girmiş Suriye’ye. ISID ve PKK ve bir yandan boğmaya çalışan emperyalist güçler var. Bir anda bir gündem çıkıyor ve “ Anayasa Değişikliğini “ tartışıyoruz. Bu şartlar ve koşullar ile birlikte bir referandum süreci yaşamamız ürkütücü. Buna ilaveten ülkemizde bir fon kuruldu, Fonun Sayıştay ve Meclis denetimi dışında bırakılması nedeniyle adeta örtülü ödenek gibi kullanılabileceği endişeleri oluştu. Fonun en çok düşündüren kısmı ise Fonun gizli, üstü örtülü olarak yaptığı anlaşmalar nedeniyle kamu kurumlarının haciz şokuyla karşı karşıya kala bileceği belirtiliyor ileriki zamanlar için.

Durum bu iken denecek pek söz kalmadı…

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar