Vatansız Devlet Mülteciler!
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Vatansız Devlet Mülteciler!

16 Ocak 2018 - 17:35

1.Milyar civarında insan gıda güvensizliği ve iklim gerekçelerinden ötürü göç etmeye zorlanıyor.

Afrika’daki göç güzergâhlarına bakıldığında; araştırmacılar, göçmenlerin yüzde 10’unun kuzey rotasını kullanarak Avrupa’ya geçtiklerini, geri kalan yüzde 90’nın ise kıta içinde yer değiştirerek, özellikle Batı Afrika Ekonomik Topluluğu sınırlarına yöneldiklerini belirttiler. Araştırma, gıda güvensizliğindeki her yüzde 1’lik artışın, nüfusun yüzde 1,9’unu göçe zorladığını ortaya koyarken, savaşlar nedeni ile anavatanlarından kaçanların oranı ise yüzde 0,4 olarak açıklandı.  Buna peki temel etkenler nelerdir;

1.Göç yapısal bir olgudur. Orta ve uzun vadede kaynak ülkelerin ekonomik ve insani kalkınmasına yatırım yapılmalıdır. Göçle ilgili sorunlarla yalnızca göç politikaları veya “herkes için aynı” politikalar uygulayarak başa çıkılamaz; bunun yerine farklı ülkeler için kendi iç farklılıklarını da dikkate alan özellikli stratejiler geliştirilmesi şarttır.

2.Gerçek anlamda işbirliğine yönelik bir yaklaşım benimsenmelidir. Güneyden kuzeye göç hareketleri, ABD, Çin ve Körfez ülkeleri gibi büyük jeopolitik oyuncularla küresel düzeyde katılım gerektirmektedir.  Bu konularda uluslararası işbirliği, 2030 sürdürülebilir Kalkınma Gündemini dikkate almalıdır.

3.Almanya’nın “Afrika için Marshall Planı” doğrultusunda gıda ve tarım, Afrika ile yeni işbirliği için temel direkler olarak düşünülmelidir. Bunun için AB’nin üzerinde mutabakata vardığı tarım, gıda ve beslenme politikalarına yönelik özel müdahalelerin yanı sıra göçmen ve mültecilerin kaynak ülkeleriyle göç hareketleri konusunda anlaşmalar yapılması da gereklidir.

4.İklim değişikliğine uyum sağlamak için belirli önlemleri formüle edip uygulamaya koyarken çevresel etkileri olan ve iklim değişikliğini azaltan sinerji ve uzlaşmaları da göz ardı etmemeliyiz.

5.Doğrudan ödemeler, göçmen ve mültecilerin bireysel tasarruflarını kaynak ülkelerinin kalkınmasına bağlamak açısından önemlidir ve sürdürülebilir kalkınmayı kolaylaştırabilir.

6.Tarımsal işlerde yasa dışılığı ve sömürüyü aşmak için toplumun farkındalığını artırmak şarttır.

7.Demografi ve ekonomik kalkınma arasındaki en önemli bağlardan biri, kadınların özgürleşmesidir.

8.Göç alan ülkelerde “göç ve gıdalar arasındaki bağlantı” üzerine bir araştırma programı yürütülmelidir. Gıdalar, uyum açısından muazzam bir keşfedilmemiş potansiyele sahiptir çünkü bir kapsayıcılık faktörü olarak işlev görürler.

Ülkemiz hem bölgesel olarak hem de geçmişten bugüne almış olduğu siyasi ve politik kararlar çerçevesinde birçok göçmen için geçiş noktası ve ev sahipliği noktasında belirleyici bir konum içermektedir. 22,5 milyon mülteci dâhil olmak üzere, dünya genelinde zorunlu olarak yerlerinden olan 65,6 milyon insan göz önünde bulundurulduğunda, küresel olarak zorla yerinden olan insanların sayısı rekor seviyelere ulaşmış bulunmaktadır. i Mültecilerin çok büyük bir kısmının mülteci üreten ülkelere komşu olan ülkelerde ikamet etmeleri nedeniyle, dünyadaki mülteci nüfusunun küresel dağılımı, son derece orantısızdır. Mevcut son verilere göre, mülteci üreten başlıca beş ülkeden kaçan mültecilerin yaklaşık %90’ı komşu bir ülkeye sığınmıştır. ii Genel olarak, küresel mülteci nüfusunun %84’ü düşük ve orta gelirli ülkelerde ikamet ederken, dünya ekonomisinin %50’sini temsil eden dünyanın en zengin altı ülkesi bu nüfusun %9’unu barındırmaktadır. Buna karşılık, dünyanın en az gelişmiş ülkeleri dünyadaki mültecilerin %28’ine ev sahipliği yapmaktadır. Bu rakamlar, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana gelişmekte olan uluslararası mülteci rejiminin başlıca zayıf yönlerinden birinin, yani sorumluluğun daha adil ve hakkaniyetli bir şekilde paylaşılmamasının altını açıkça çizmektedir.

2016’da mülteci üreten başlıca ülkeler, Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Somali, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC), Myanmar, Eritre ve Burundi’ydi. Yukarıda da belirtildiği gibi, göreceli olarak az sayıda ülke dünyadaki mültecilerin çok büyük bir kısmına ev sahipliği yapmaktadır. Mültecilere ev sahipliği yapan başlıca on ülke (ev sahipliği yapılan mültecilerin sayısına göre) toplam olarak 10,2 milyon mülteciye, diğer bir deyişle dünyadaki toplam mültecilerin yaklaşık %50’sine ev sahipliği yapmaktadır. BMMYK mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerin üstlendikleri ‘yükü’ değerlendirmek için üç ölçüt kullanmaktadır: mülteci nüfusunun toplam büyüklüğü, ülkede yaşayan 1.000 kişi başına düşen mülteci sayısı ve 1 milyon Amerikan Doları GSYİH başına düşen mülteci sayısı. Böylelikle, 2016 sonu itibariyle, bu üç ölçüt göz önünde bulundurulduğunda, mültecilerin barındırılması ‘yükünü’ taşıyan başlıca yirmi ülke şunlardır: Türkiye, Pakistan, Lübnan, İran, Uganda, Etiyopya, Ürdün, Almanya, KDC, Kenya, Çad, İsveç, Güney Sudan, Cibuti, Malta, Moritanya, Nijer, Ruanda, Burundi ve Kamerun.

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar