İçimdeki çocuk
Pınar ÖZTÜRK

Pınar ÖZTÜRK

İçimdeki çocuk

09 Haziran 2020 - 11:50 - Güncelleme: 09 Haziran 2020 - 18:33

Şu an Hacı Bayram’dayım, dedemin evinde yani… Numan bin Ahmed, namı diğer Hacı Bayram-ı Veli hazretleri benim dedem gibi… Var mı bir akrabalık, soyundan mı geliyorum, tabii ki hayır. Bir tarikata vesaireye mi bağlıyım tabi ki de ekstra hayır. Sadece ben, onun yaydığı manevi enerjide sevgi ve huzur bulduğum ve ona doğru attığım her adımda neşelendiğim için kendimi sanki dedemlere gidiyormuş gibi hissediyorum. Türbesinin kapısından içeri girerken, ayakkabılarımı çıkardığımda yaşadığım hissi yuvaya dönme hissiyle aynı veya dedemlere gittiğimde duyduğum neşe ile aynı buluyorum. İçeride yaşayacağı keyifli vakitleri çok kez tecrübe etmiş bir çocuk gibi heyecanlanıyorum. Ait olma, güvende olma, korunma duygularının tamamını iliklerime kadar hissediyorum. Ve her defasında dünyanın en güzel ayakkabı çıkarma merasimlerimden birine katılıyorum. Halılara bastığım an, tüm negatif enerjimden kurtuluyor, pozitifleniyor, dünyayı unutuyor, ‘anı’ yaşayabiliyorum. İçeride evimde gibi rahat hissediyorum. Dedem dememde ki sebep bu işte...

Bugün normalleşme sürecinde olsak da tedbir amacı ile henüz açılmamış olan türbenin tam karşısındaki banktan yazıyorum size bu satırları, daha doğrusu yazıyoruz... Kiminle mi? İçimdeki çocukla… Türbeye girmek Hacı Bayram dedemi görmek mümkün olmadığından içim biraz burkuldu biraz da keyfim kaçtı diye bana akıl vermeye gelmiş. İçeri girmesek de olurmuş, dedemin bahçesi çok güzelmiş, burada oynasak da yetermiş bize…

İçimdeki bu çocuk olmasa ne yapardım ki bilemiyorum. Kaptırıp kendimi bu telaşlı hayata, unutur gider miydim bende çoğu insan gibi bu hisleri?

Böyle heyecanlar ve böyle hayal kırıklıkları boş mu gelirdi o zaman bana? Elimden tutan bu çocuk olmasa, sahip olduğumu sandığım bunca şeyin peşine düşüp, manevi neşeyi, manevi huzuru es mi geçerdim. Hep yarını mı düşünür ve bugün burada olmak, Hacı Bayram Camii’nin kocaman yeşil ağaçlarının hışırtısı ile kendimce neşelenmek ve bu güzel bankta bu güzel zatın tam karşısında bir çocuk gibi pofurdanıyor olmak lüksünü kaçırır mıydım acaba? Koskoca bir insan olmanın ağırlığını hissederek ‘ne çocuk ruhlu birisiymiş bunları yazan’ eleştirisinden çekinir de, size bunları yazmaktan vazgeçer miydim mesela?

Özgürlüğümün ya da özgürlük dediğim şeyin; bir diğerinin fikirlerine aykırı diye hissedeceğim, inanacağım, gerçekleştireceğim şeyleri, yapmaktan çekinmemek; olduğunu bana sürekli söyleyen o minik çocuğu susturur muydum ki?

Belki de…

Ama iyi ki varsın çocuk!

Evet, ben burada bir çocuğa dönüşüyorum, içim sımsıcak oluyor burada, bu kapıda, bu eşikte, bu türbede…

Saatlerce süren içsel oyunlar oynuyorum bu bahçede, mızıkçılık yapmışsam özür diliyorum. Bundan sonra oyunun kurallarını bozmamaya söz veriyor, hoplayıp zıplıyorum mutluluktan. Hacı Bayram’da olmayı, bu türbeyi bu bahçeyi ve burada yaşını başını almış koca bir çocuk olmayı çok seviyorum. Ve bunu hiç çekinmeden de söylüyorum.

İnancımın, değerlerimin, bana iyi gelen şeylerin tadını bu masal diyarında çıkarıyorum.

Bu yazıyı özgürlere, özgürce hissedip, inandığını çekinmeden özgürce deneyimleyebilenlere ve onların içlerinde ki çocuklara ithaf ediyorum...

Masal diyarındaki bu dede bahçesine sizleri de bekliyorum. 



Ankara Kent Konseyi Hacı Bayram-ı Veli Kültürel Etkileşim Çalışma Grubu

Instagram hesabı: https://www.instagram.com/hacibayramvelikentkonseyi/?hl=tr 

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Serap Özzaim
    2 hafta önce
    Ne kadar güzel dile getirmişsiniz hepimizin içinden gelipte bir türlü kelimelere dökmeyi başaramadığımız manevi duygularımızı... Tamda şu günlerde ihtiyacımız o*** sığınma limanlarımızı... Teşekkürler...
  • FATMA ASYA ÖZTÜRK
    1 ay önce
    çok beğendim ellerinize sağlık çok güzel yazmışşınız sizin için takipteyim
  • Seda
    1 ay önce
    Harika bir yazı olmuş

Son Yazılar