İNSANLARIN KONUŞTUĞU DEĞİL ALLAH 'IN ANLATTIĞI DİN 
Pınar ÖZTÜRK

Pınar ÖZTÜRK

İNSANLARIN KONUŞTUĞU DEĞİL ALLAH 'IN ANLATTIĞI DİN 

28 Mayıs 2020 - 10:29

Kırmızıda durur, sarıda bekler, yeşilde geçersin. Bir daha kırmızıda durur, sarı da bekler ve yeşilde geçersin. Kural budur ve kişileri ayırt etmeksizin standart bir biçimde işler. Amaç trafiği düzenlemek, kazalara engel olmak, insanın canını ve malını korumaktır.

Dini kurallar da böyledir. Amaç, insan hayatını düzenlemek, kötülüklere engel olmak, canı ve malı korumaktır. Bu kurallarda tıpkı trafik kuralları gibi standarttır. Ayrıca kişiden kişiye göre değişmez. En basit anlatımıyla; yüzyıllardır hep kötülük karşısında durmalı, kendimizi iyi bir insan yapmak için biraz bekleyip emek vermeli, çabalamalı ve iyilik içinde, yeşilde geçercesine harekete geçmeliyizdir. Peki dini kurallar da trafik ışıkları misali standart, basit ve değişmezse, toplumumuz kendi içinde neden bu kadar çok sayıda farklı doktrin, farklı kural, farklı bakış açısına sahip? Neden herkesin kendine ait dini kuralları var? Bu apayrı yorum farkları nereden doğuyor? Bu farklılıklardan taraflar oluşuyor, her kesim kendini haklı görerek diğer kesime savaş açıyor. Hissetiniz mi bilmiyorum ama sanki birimiz Hristiyan’mışız, diğerimiz Yahudi belki de bir diğerimiz Budist’mişiz gibi ,bambaşka yaklaşımlarla geçiyoruz bir birbirimizin karşısına. Sanki her inanan kendi kuralını yazıyor canı isteyince de değiştirip siliyor. Tıpkı George Orwell’ın ünlü romanı Animal Farm’daki (Hayvan Çiftliği) gibi ve sadece kendinin silip kendinin yazmasına izin veriyor, işine gelmeyince de durumuna göre gene sil baştan kuralları düzenliyor. Çoğu insan kendi kuralları dışında başka kural tanımıyor ve sonunda tam bir kargaşa çıkıyor.

Oysaki din, sakin, huzur veren, insan ruhunu dinlendiren, arındıran, arkadaşlık, dostluk, komşuluk birlik ve beraberliği öğütleyen parlak ve apaydınlık bir yoldur. Bu yolda yürürken, dini kurallar; mutlu, pozitif, huzurlu ve dengeli, üretken ve neşeli hissetmen içindir. Günümüzde bulunduğumuz durum ise kaotik. Biri “Ne kadar da modernsin ne kadar da serbestsin.” denilsin istemez, diğeri ‘Aman bana Sofu demesinler’ diye çekinir. Öbürü tutar yüksek ve gergin bir ses tonuyla tartışma programlarında bas bas bağırır, benim kuralım gerçek, sen dinsizsin der, bir diğeri bu adam dindarsa, ben bunun dinine inanmam ki der. Sonunda her kafadan çıkan uyumsuz seslerle, bir türlü akordu tutturamayan bir orkestranın, çalışma salonunda, provayı dinlemek zorunda bırakılan insanlar gibi kalırız. Neden mecburuz bu uyumsuz provaya? Notalar belli değil mi, beste belli değil mi, olması gereken gibi yap şu işi. Doğru zamanda doğru notaya bas, kırmızıda dur, yeşilde geç. Onun bunun inisiyatifine bırakma dinini.

Allah, nasıl anlattı ise dini, sadece onu bil, onu uygula, ötendeki, berindeki, yanındaki ya da karşındaki adamın kurallarına değil. Allah’ın kitabında sabitlediği, basitleştirilmiş haliyle anlattığı, modernize ettiği, pratik uygulamalı kurallara uy. Başkasını dinleme, kaostan çık. Düşmanlığı bırak, kulların kafanı karıştırmasına, başkaları ile aranı açmasına, seni taraf yapmasına izin verme.

Allah anlatmış dini...

İnsanların konuştuğu dine kulak asma...

Gerçek değil ki, huzurlu değil, kolay değil, mutluluk vermez, dengede tutmaz.

İnsanların konuştuğu din, seni kaosa çeker, zora sokar, seni kandırıp kullanır, yorar...

Kurallar belli

İnsanların konuştuğu dine değil, Allah’ın anlattığına inanmak en zekicesi...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar