Ne oldu bu gönlüm
Pınar ÖZTÜRK

Pınar ÖZTÜRK

Ne oldu bu gönlüm

02 Haziran 2020 - 14:02 - Güncelleme: 05 Haziran 2020 - 15:48

Bazen gamlanır gönüllerimiz, dert ile yanar yüreklerimiz, yalnızlık hissederiz, hüzünleniriz. Ve böylesi bir durumda hepimiz bir dert ortağı arayışına gireriz.

Ne kadar çaba sarf etsek de bazen tam da anlaşılamadığımızı fark ederiz. Bildiğimiz nasihatleri yeniden dinler, aradığımızı bulamıyor olmanın telaşına kapılırız. Ve böylece bir kez daha, daha da fazla yalnız hissederiz kendimizi. Bir şey arıyoruzdur hafiflemek için, daha derin, daha yakın bir şey, daha bizden bir şey...

Ben de birçok insan gibi böyle durumlarda kitaplara sarılırım, kimler benim yaşadıklarımı yaşamış, kimler aynı sıkıntılarla karşı karşıya gelmiş ve o kimler nasıl bir yöntemle çözmüş sorunlarını. Ne şekilde bulmuş cevaplarını diye merak ederim. Onlar da aynı yollardan geçmişse, yolun neresi bozuk, neresi riskli benden iyi biliyorlardır diye düşünürüm. Hangi duruma nasıl tepki verilmesi gerektiğini, nasıl bir yöntem ile yaklaşmanın en mantıklı sonucu doğuracağını, düşünce sistemlerini nasıl işlettiklerini, kendilerini kederden mutluluğa nasıl taşıdıklarını biliyorlardır. Ve bir de oturup bunları yazmışlarsa, edindikleri deneyimleri paylaşacak kadar ileri gitmişlerse onlar bana göre bu işin uzmanı ve ustası olmuş insanlardır. Böylelikle yani deneyimlerini not alıp, yazıp, bir miras misal yeni nesillere bırakıyorlarsa, bireyi geliştirerek toplumu geliştirmeyi, insan hayatının değerini, zamanı iyi kullanmanın gerekliliğini de biliyorlar demektir. Onların deneyim ve birikimlerinden faydalanmamızı, yaptıklarını modelleyerek, onlar kadar zaman kaybetmeden, uygun koşulları daha hızlı oluşturmamızı ve aradığımız her ne ise onu daha çabuk bulmamızı istemişlerdir. İşte bu sebeple kendini ispat etmiş doğru yazarların yazılarında ararım, dışarıda bulamadığım cevaplarımı. Bunlardan biri de çok değerli büyüğümüz Ankara’nın ve gönüllerin manevi mimarı, mutasavvıf, şair Hacı Bayram-ı Veli’dir. Yazdığı şiirler o denli derin ve engin ki içlerinde aradığımız cevapları, çözümleri bulmamak mümkün değildir.

Örneğin yazımın giriş bölümünde, ilk mısralarına gönderme yapmış olduğum, hepimizin oldukça iyi bildiği, bestesi dahi yapılarak topluma mal edilmiş şiiri ‘Ne Oldu Bu Gönlüm’dür.

On bölümden oluşan bu şiir beni ferahlatır, beni cevaplar, bana öğretir ve bana öğüt verir. Yalnızlık hissimi alır götürür ve yerine saf farkındalık ile ait olma hissi sunar. Bana bir büyüğümle dertleşiyormuşçasına güven verir, sohbet eder gibi keyiflendirir. Ve sonunda aradığımı buldurur. Çok sevdiğim yüzyıllardır çok sevilen bu şiiri Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu kadar profesyonelce açıklayamayacağım için, kendisinin Diyanet İşleri tarafından yayınlanmış, Hacı Bayram Veli adlı kitabındaki şiirin açıklama bölümlerini sizin için yazıma ekliyorum. Aşağıda hem şiiri hem de açıklamasını bulabilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.

1-     1-  N’oldu bu gönlüm n’oldu bu gönlüm

Der ü gamınla doldu bu gönlüm

2-      2- Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm

Yanmada derman buldu bu gönlüm

3-     3-  Gerçi ki yandı gerçeğe yandı

Rengine aşkın cümle boyandı

4-      4- Kendi de buldu kendi de buldu

Matlabını hoş buldu bu gönlüm

5-      5- Elfakru fahri elfakru fakri

Demedi mi alemlerin fahri

6-      6- Fakrını zikret fakrını zikret

Mahv u fenada buldu bu gönlüm

7-     7-  Sevda-yı a’zam sevda-ya a’zam

Bana k’olupdur arş-ı muazzam

8-      8- Mesken-i canan mesken-i canan

Olsa aceb mi şimdi bu gönlüm

9-      9- Bayrami imdi bayrami imdi

Yar ile bayram eyledi şimdi

10-  10-  Hamd senalar hamd ü senalar

Yar ile bayram etti bu gönlüm

 

Bu şiirin çok kısa bir açıklamasını yapalım.

1-      1- Hacı Bayram Veli, gönlünde iç dünyasında meydana gelen değişikliği anlatmaya çalışıyor. Akıl düşünme, gönül sevme yeridir. Onun kutsal gönlü, mevlasının aşkına tutulmuş, o aşk ile hem hal olmakta, sevdiği Mevlasının derdiyle, iç alemi meşgul olmaktır. Buradaki dert, sevgiliden ayrı kalmanın verdiği acıdır. Allah’tan ayrı kalan insanlar arasında bu derdi iyi bilenler, O’na en çok aşık olanlar, O’nu en çok sevenlerdir. Bir insanın derdi, Alah’a olan sevgisi oranında artar.

2-      2- Burada, iç aleminin ayrılık ateşiyle ayrıldığını belirten Hacı Bayram, bu ateşin kendisini pişirdiğini ve olgunlaştırdığını ifade etmek üzere, yanmada derman yani şifa bulduğunu söylüyor.

3-      3- Gönlüm bu aşk ateşiyle her ne kadar yansa da, mecazi (maddi) bir şeyin sevgisiyle değil, Mutlak Güzellik sahibi Allah için yanıyor. Yani boşuna değil, faydalı bir yanma. Hacı Bayram Veli bu yanmanın bütün vücudunu sardığını, tepeden tırnağa aşk ve muhabbet kesildiğinde yani Allah sevgisiyle fani olduğunu ifade ediyor.

4-      4- Allah’ı dışarda (afak’ta) değil, iç dünyasında (enfüs) bulduğunu söyleyen Hacı Bayram Veli, arzu ettiği Mevlasına cemal sıfatı ile vasıl olduğunu anlatmak istiyor. Mü’minin kalbi Allah’ın evidir. Kalbe insan, iç alemine inebilen kimse, orasını kötülükten temizleyebilirse orada Yüce Meva’yı yerleşmiş olarak bulur. Zira mü’minin kalbi Allah’ın arşıdır.

5-      5- Bu mısralarda, Hacı Bayram Veli hazretleri fakr, mahv gibi hallerden bahsediyor. İnsanın sırf Allah’a muhtaç hale gelmesi, onu diğer insanlara muhtaç olmaktan kurarır. Fakr’da insanın gerçek özgürlüğü vardır. Bu durumda olan kişi gerçek kulluğa da yaklaşır. Her şeyi Allah’tan bilir, Allah’tan başka her şeyi fani, geçici olarak görür. Hacı Bayram hazretlerinin bu konudaki ‘Fakirlik benim öğüncümdür’ hadisini zikretmesi, onun Hz. Peygamber (s)’den derin biçimde etkilendiğini gösterir. Esasen tasavvuf, bir mü’minin ‘örnek insan’ (usve) olan Hz. Muhammed (s)’i örnek almasından ve kendini ona benzetmeye çalışmasından başka nedir ki!.. İşte Hacı Bayram aşkta derinleştikten sonra sevdiğinde fani olmuş, yok olmuş yokluğa, hiçliğe erişmiştir. Rahman Suresi’nin 26. Ve 27. Ayetlerinde ifade edildiği gibi Allah’ın vechi (Zatı) hariç her şey yok olacaktır. Eşyanın hakikati yok oluculuktur. Tabii insan da maddi yönü itibariyle bundan uzak değildir. İşte insanın bu yokluk şuuruna erişmesi, kendi hakikatine ulaşmasında çok önemli bir dönemeçtir.

6-      6- Fakrını zikret’ten maksat, hiçliğini anla demektir. Mahv ve fena hallerine ulaşmak, işte insanın fakrını bilmesi, bu bilince ulaşması ile mümkündür. Bu makamda olan kişi, nefsini yok bilince, nefsine ait kötü yanlarını da siler, pislileri giderir. Yerine, iyilikler hakim olur. İnsanın iyi huyları elde etmesi için nefsinin kötü yanını bu şekilde terbiye ve ıslah etmesi kaçınılmazdır. Tasavvuf, işte bu ahlakı sağlayacak, insanı kötülükten arındıracak kısa bir yoldur. İnsan-ı kamil, güzel huylarla sıfatlanmış insan değil de nedir?

7-      7- Mülk, bu melekut ve ceberut alimleri insanın içindedir. İnsan bu alemlerin kendinde var olduğunun bilincine ulaşınca, ne kadar büyük bir varlık olduğunu anlar. Öyle ya, insan Allah’ın yeryüzündeki halifesi değil mi? O mutlak güç sahibi Zat’ın yeryüzündeki halifesi de böyle büyük olmak gerekmez mi? İşte insanda bu olayın cereyan yeri, kalpte (tabii maddi kalp değil) bulunan küçük siyah nokta (nokta-i süveyda)dır. Bu noktaya, sevad da denir. Bu durumda insan öyle yücelir ki, düşünebildiği alemlerin tümünü içine alır ve kendini arşta zanneder. Bir başka deyişle arşı aşağıya indirir. Bu ruh hali içinde insan, beşeri maddi bağlardan sıyrılır, ilahi planda bir çeşit varlık elde eder. Ve Rabbanilerden olur.

8-      8- Hacı Bayram hazretlerinin gönlü, artık Allah’ın evi olmuştur. O, ihsan mertebesine ermiş, her an Allah’ı görür gibi kulluk etmenin bilincindedir. Bu durumda olan kişi sürekli beraber olduğu varlığın ahlakıyla ahlaklanır (tahallaku bi ahlakıllah). Bu şekilde vuslata eren kişinin kalbine Allah yerleşir; kalb, Allah’ın evi olur.

9-      9- Şiirin başından beri Hacı Bayram Vei hazretleri, geçirdiği tasavvufi tecrübeleri anlatmaktaydı. Bu mısralarda artık o, sevgilisine yani Mevlasına kavuşmuştur. İşte Allah’a vuslat, Hacı Bayram Veli hazretlerinin ifadesi ile büyük bir bayramdır. Aynı vuslaka Mevlana Celaleddin Rumi hazretleri ‘sevgililerin birbirine kavuştu gerdek gecesi’ yani Şeb-i Arus adını vermektedir. Gerek bayram gerekse gerdek gecesi her ikisi de insanın mutluluğu yudum yudum tattığı önemli zaman dilimleridir. Kişi aşık olunca kendisini sahralarda sanır. Allah’a aşık olan kişiye de bu dünya ve içindeki sıkıntılar, aynı şekilde küçük ve önemsiz gelir, dünya artık ona cennet olur her yerde her şeyde güzeli görür, güzelle güzel olur. Çirkinlikler yurdundan, streslerden, huzursuzluklardan kurtulmuştur. Zira, sevdiği Allah her yerdedir. Onunla yani sevdiği Allah ile her yerde olma bilincini elde eden insan, ölmeden önce ölüp cennete gitmiş değil de nedir?Şu stres dolu dünyada, bu ruh halini elde etmeye ne kadar ihtiyacımız var… İşte bu halini ihtiyaç yüzünden insanlar, her devirde, her yerde, tasavvufa koşmakta, onun verdiği eğitimle huzuru elde etmektedir.

10-   10- Allah’a kavuşmak, vuslat, ihsan şuurunda sürekliliği elde etmek, kullukta iman, İslam’dan öte ihsan farklılığını kazanmak, her yerde Allah’ı görüyormuş gibi davranmak ve ibadet etmek, nimetlerin en büyüğü değil de nedir? Kul olmak en büyük ni’met. Tasavvufta makamlar yetmiştir. En son makam abdiyyet (yani kulluk) makamıdır. Bir ihsan için kul olabilme idealine ulaşmaktan daha büyük bir ideal yoktur. Bu, en büyük nimetin farkındadır ve bu yüzden Mevlaya bol bol hamdetmektedir. Ayette belirtildiği gibi ‘kul olanların’ son davaları, alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdetmektir. Hacı Bayram Veli hazretlerinin vuslata erdikten sonra ‘Hamd ü senalar, hamd ü senalar’ diye tekrar tekrar hamd ifadeleri kullanmasını, yukarıdaki ayetin ışığı altında anlamaya çalışmak gerek…

Bütün bunlardan çıkan sonuç; tasavvuf, Hacı Bayram’ın da bizzat yaşadığı gibi insanı Allah’â gerçek kul yapmayı hedef edinmiştir. Tasavvufu, başka zeminlere kaydırmak, onu anlamamak demektir. Aşk sarhoşluğunun sonucu, akıl ötesi aleme geçen birkaç sufinin, bulunduğu o alemin gereği ağzına gelen bir takım anlaşılması güç sırlara bakarak tasavvufu kötülemek, akıllı insanların işi değildir.

 

Kaynak: Türk Diyanet Vakfı Yayınları

Hacı Bayram Veli

Prof. Dr. Ethem CEBECİOĞLU


Ankara Kent Konseyi Hacı Bayram-ı Veli Kültürel Etkileşim Çalışma Grubu

Instagram hesabı: https://www.instagram.com/hacibayramvelikentkonseyi/?hl=tr



YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar