Olay 12 Ocak tarihinde Ankara'da meydana gelmişti. Polis memuru olarak görev yapan Y.Ç, eşi F.Ç'nin yüzünü keserek ağır bir şekilde yaralamıştı. Olay sonrasında gözaltına alınan Y.Ç ifadesi sonrasında serbest bırakılmıştı.
F.Ç. tedavisi sonrasında ailesinin yaşadığı yere giderek basın toplantısı düzenleyerek yardım çağırısında bulundu. Açıklamalar sonrasında şüpheli şahıs yeniden gözaltına alınmış, 17 Ocak'ta tutuklanarak ceza evine gönderilmişti.
Ankara'da boşanmak isteyen eşi F.Ç'yi yüzünden yaraladığı iddiasıyla tutuklu yargılanan polis memuru Y.Ç'nin davasında mahkeme, görevsizlik kararı vererek dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
Ankara 64. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davada müşteki sanık Y.Ç. ve taraf avukatları hazır bulunurken, müşteki sanık F.Ç. SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile bağlandı. Mahkeme hakimi yargılamanın başladığını bildirirken müşteki sanık Y.Ç'ye söz verdi.
"KİRLİ SEPETİNE EĞİLDİĞİMDE İÇİNDE BİR TELEFON OLDUĞUNU GÖRDÜM"
Müşteki sanık F.Ç., "Akşam yemeğini ben hazırladım. Çocuklarım ve eşimle birlikte yemeğimizi yedik. Yedikten sonra eşim tuvalete gideceğini ve uzun süre kalma durumu olduğunu belirtmişti. Ben de ‘Tamam, gidebilirsin' dedim. Daha sonra odaya geçtim. Odayı temizlerken aradan 45-50 dakika kadar bir zaman geçti. Daha sonra ben odayı temizlediğim için elimdeki kirli bezleri ve çoraplarımı çıkarıp banyodaki kirli sepetine atmak istedim. Kirli sepetine eğildiğimde içinde bir telefon olduğunu gördüm. Şaşırdım. Telefonu aldım, baktım. Telefonun daha önce eşimin telefonu bozulduğu için arkadaşından idareten, kullanması için aldığı telefon olduğunu gördüm" dedi.

"EŞİM SİLAHI BANA DOĞRULTTU"
Gördüğü mesajlar karşısında şoke olduğunu iddia eden F.Ç., "Ses kaydına bastığımda ses eşimin sesiydi. Karşı tarafa kendisinin kraliçe arısı olduğunu söylüyor. Aynı bu şekilde yazıyor. Şok oldum. Banyodan çıkarken elim ayağım titredi. Telefon elimde banyodan çıktım. Hâlen de eşimin bunu yaptığına inanamıyorum, ses kaydına rağmen. Bu telefonun banyoda ne işi olduğunu sordum. ‘Çabuk o telefonu bana ver. Sakın açıp içine bakma. İçine bakamazsın' dedi. Baktım, eli ayağı titremeye başladı. Artık konuşamaz hâle geldi. Ben ‘Mutfağa geçelim, su iç' diye söyledim ve mutfağa doğru yöneldim. Mutfağa girdiğimizde su içmek yerine bıçakların bulunduğu çekmeceye yöneldi. Oradan bıçağı aldı ve bana doğru, ‘O telefonu bana vereceksin' dedi. ‘Vermem' dedim. Ben de elimle müdahale ettim, elime bıçak saplandı. Bir yandan bıçağı almaya çalışıyorum ve bu olaya benim otizmli oğlumda şahit. Elimin kanamasını tutarken içeride silahı aradığını duydum. ‘Silah nerede? Nereye koydu silahı?' diye söylendiğini duyunca ben hemen orada yerde bulunan tırnak makasını aldım. Onunla kapının kilidini açmaya çalıştım ama açamadım. Artık silahı bulacak korkusuyla silahın kurma sesini duydum. Bunu duyunca kapıyı kırmak zorunda kaldım. İçeriye girdiğimde bir şok daha yaşadım. Eşim silahı bana doğrulttu. Benim kendi silahım, beylik silahım. Şok oldum. Artık ne yapacağımı şaşırdım. Daha sonra hemen eli tetikte olmadığını fark edince silaha doğru davrandım. Orada bir boğuşmaya girdik ama bilincim yoktu. Ne yaptığımı bilmiyorum. Silahı almaya çalışıyorum. Çünkü oğlumun peşinde geziyor. Mücadele veriyorum. ‘Silahı bırak' dedim, bırakmıyor. Zar zor silahı elinden almayı başardım. Ben ilk odaya girdiğimde silahı aldığımda da beni vuracak korkusu yoktu. İntihar edecek korkusu vardı. Çünkü bu yazışmalar gerçekten çok ciddiydi" diye konuştu.
"YÜZÜ KAN İÇİNDEYDİ"
Sanıkların ardından mahkeme hakimi tanığın dinleneceğini söyledi. Tanık komşu yaptığı açıklamasında "Olay gecesi 23.00'dan sonra çocuk kapıyı çaldı, ‘yardım edin' dedi. Eşim önce gitti, ben de ardından gittim. Yatak odasındaydılar, F.Ç. yataktaydı Y.Ç. sırtı dönük bir şekilde üzerine eğilmiş haldeydi. Eşim Y.Ç'yi almaya çalışıyordu. Diğer komşu geldi, Y.Ç'yi uzaklaştırdılar. F.Ç'nin yanına gittik yüzü kan içindeydi. ‘Telefonum nerde' dedi. Nerde olduğunu bilmediğimi söyledim. Bir süre sonra sağlık ekipleri geldi. Yatak odasında müdahale ettiler. Sonrasında F.Ç. aşağı indi" dedi.
Hakim, değerlendirmesinde eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturabileceğini ifade ederek sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.