Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türk Kızılay tarafından düzenlenen Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi'nde konuştu. Genç nüfusun oran olarak azaldığı bir dönemden geçildiğini belirten Yılmaz, "Bu eğilim devam ederse maalesef 2040'lı yıllara geldiğimizde bu yüzde 12'ye ye 2045'te yüzde 10'a kadar gerileyecek" dedi.
Nüfusun gençken müreffeh bir toplum haline gelinmesi gerektiğini belirten Yılmaz, toplumun taşlanmadan zenginleşmesi gerektiğine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türk Kızılay tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu'nda düzenlenen ‘Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi'nde konuştu. Yılmaz, Türk Kızılay'ın devletle milleti aynı hedefte buluşturan önemli bir değer olduğunu belirterek, "Bizleri bugün bir araya getiren bu zirvenin ‘gençliğin aynasında aile, sosyal gözlemden stratejik değerlendirmeye' teması ile düzenlenmesi içinde bulunduğumuz dönemin gerçekliğine uygun bununla örtüşen bir yaklaşım" ifadelerini kullandı.

"MAALESEF AİLE DİNAMİKLERİNİ ETKİLEYEN DİĞER BİR UNSUR"
Yılmaz, tek kişinin yaşadığı hane oranının 2024 itibarıyla yüzde 20'ye geldiğini, ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,11 olduğunu, hanelerde kalabalık ailelerin kalmadığını aktararak, "TÜİK verileri tek kişilik hane halkı oranının arttığını, buna karşın çekirdek ve geleneksel aile oranının ise azaldığını gösteriyor. Kuşaklar arası ilişkilerden bakım yüküne, ekonomik dayanışmadan sosyal destek mekanizmalarına kadar çok boyutlu bir yeniden yapılanmayı bütüncül bir şekilde ele almak zorundayız. TÜİK verilerine göre 2015 yılında tek kişinin yaşadığı hane halkı, toplam hane halkının yüzde 14'ünü oluştururken bugün bu oran yüzde 20'ye yükselmiş durumda. 10 yıl önce yaklaşık 3,1 milyon kişi tek başına bir evde yaşarken, günümüzde tek başına yaşayanların sayısı 5,5 milyonu bulmuş durumda. Türk toplumunda en yaygın aile türü olan çekirdek ailenin oranı 2015 yılında yüzde 67 iken, 2025 yılında yüzde 63'e, geniş aile oranı ise yüzde 17'den yüzde 13'e düşmüş durumda. Boşanma sayılarındaki artış da maalesef aile dinamiklerini etkileyen diğer bir unsur" açıklamasında bulundu.
"GENÇ NÜFUSUN MAALESEF ORAN OLARAK AZALDIĞI BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ"
Gençlerin nüfus yapısının da üzerinde durulması gereken bir konu olduğunun altını çizen Yılmaz, "15-24 yaş arası gençlerin 2015 yılında toplam nüfus içindeki oranı yüzde 16 iken 2025'te bu oran yüzde 15'e geriledi ve giderek de azalıyor. Bu eğilim devam ederse maalesef 2040'lı yıllara geldiğimizde bu yüzde 12'ye ye 2045'te yüzde 10'a kadar gerileyecek. Dolayısıyla genç nüfusun maalesef oran olarak azaldığı bir dönemden geçiyoruz. Bununla birlikte evlilik yaşı yükseliyor. Çok daha geç yaşlarda evlenmeye başladı gençlerimiz. Ve bu da çocuk sayısını azaltıyor. Nüfus niye azalıyor diye baktığımızda en önemli sebep belki bu. İnsanlar daha geç evlendiği için daha geç yaşta evlenenler geçmişte de çok fazla sayıya sayıda çocuk sahibi olamıyorlardı. Bugün de bu evlilik yaşının yükselmesi nüfusun azalmasında çocuk sayısının azalmasında en temel belirleyici" şeklinde konuştu.

"NÜFUSUMUZ HALA GENÇKEN MÜREFFEH BİR TOPLUM HALİNE GELMEMİZ LAZIM"
Bir toplumun yaşlanmadan zenginleşmesi gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, "Gelecekte bu gençlerin enerjisini iyi değerlendirirse ileride daha farklı bir toplum haline gelir. Ama bir toplum hem yaşlı hem yoksulsa bu tam bir felaket. İşte bu duruma bir toplumun düşmemesi lazım. Yaşlanmadan zenginleşmemiz lazım. Nüfusumuz hala gençken, hala dinamikken bizim bu kalkınma süreçlerini, gelişme süreçlerini tamamlayıp, güçlü çok müreffeh bir toplum haline gelmemiz lazım" dedi.
Yılmaz açıklamasının devamında Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da meydana gelen olaya ilişkin de konuştu. Bu tür hadiselerin yaşanmaması için güvenlik tedbirlerinin önemli olduğunu belirtti. Çözümün ise çok katmanlı ve çok boyutlu olması gerektiğine dikkat çekildi.