İkinci üzüntüm de taraftarlar için. Bir gram umutlandılar ve gelip stadı doldurdular. Ama yine başları önde stadı terk etmek zorunda kaldılar. Bu taraftar ne zaman umutlansa bir hayal kırıklığı ile baş başa kalıyor maalesef.
Ankaragücü böyle kritik maçları yıllardır bir türlü aşamıyor…
Maç öncesi eski Ankaragücü ve İnegölspor teknik direktörü, bizim de zaman zaman yayınlarımıza katılan Necati Erkmen hocamla karşılaştım. “Çok zor maç. Rakip çok iyi takım!” dedi. Doğru çıktı.
Yine İnegöl’den maçı izlemeye gelen 2 gazeteci arkadaşla sohbetimde, “Bizim takım, bu atmosferlerde sıkıntı yaşıyor.” dediler. Ben de “Buraya gelen her takım bu atmosferde, daha motive oluyor!” dedim. Yanılmadım. İyi bir rakiple oynadı Ankaragücü. Zaman zaman çok iyi pas yaptılar. Savunmada da sağlam durdular.
Ama Ankaragücü bu maçı kazanmak için aslında çoğu şeyi de yapmayı başardı. İlk yarıdan başlayalım. Ankaragücü takımı istediğini yaptı. Orta sahadan uzun ve isabetli paslarla çıkıldı ve bu paslar Mervan ile Atakan’la rahat buluşturuldu. 2 oyuncu da net pozisyonlar yakaladılar. İlk yarı 3-4 gol olabilecek pozisyon var. Olmadı!
Hatta bu yarıda Recep Karatepe, B planını bile devreye sokmaya ihtiyaç duymadı. Yani İsmail Çokçalış’ın bindirmelerini çok istemedi.
Ama maalesef ilk devre de maçı koparamadık.
İkinci yarının zor geçeceği belliydi. İsmail Çokçalış’ın devreye girdiği bu yarıda Ankaragücü yine pozisyonlar buldu. Özellikle Atakan Güner’in devrenin başında kaçırdığı pozisyon gol olmalıydı. İyi vuramadı, çizgiden çıkardılar. Pozisyon tartışılıyor. Ama sanki çizgiyi geçmemişti.
Maalesef Halil İbrahim Pehlivan ve Miraç Şimşek’in olmaması, bütün hücum obsyonlarını bitirdi. Soldan 1 tane bile atak yapamadı takım. Özellikle ikinci yarı, bu 2 oyuncu da çok arandı. Sağ tarafa da rakip doğal olarak önlem aldı. Bu yarıda şutlar ya vasat kaldı. Ya da etten duvara çarptı. Öyle ki bazı pozisyonlarda 2 şutu bile önleyen bir defans vardı karşıda.
İnegöl takımı 71’de ilk golünü attı. Daha sonra Diogo’nun hatasıyla 2.gol geldi. Mervan Yusuf Yiğit’in penaltısı sonucu belirledi.
Gelinen noktada her zaman söylediğimiz gibi, alınan 59 puan müthiş başarı. Bu camianın dün yaşadığı play – off heyecanı da çok anlamlı. Böyle bir sezonda 20 bin taraftarın Eryaman’a gelmesi, her yaştan insanın bu coşkuyu, bir kez daha yaşayabilmesi çok hoştu.
Halil İbrahim, Enes Tepecik, Miraç Şimşek, Yusuf Emre Gültekin ve Mahmut Tekdemir gibi 5 önemli eksik varken bile takım maçı rahat kazanabilecek bir kıvama getirdi. Ama kazanamadı
Bunca eksiğe rağmen kazanılabilir miydi? Ben yatarken yastığa kafamı koyduğumda “Acaba Arda Bayram yerine, Batuhan Gürsoy ilk 11 başlasa daha farklı olur muydu?” diye kendi kendime soruyorsam, mutlaka Recep Hoca’da bunu düşünüyordur. Arda Doğan’ın yerinde alternatif yoktu. Ama Arda Bayram’ın yerine Batuhan ile başlanabilirdi. O zaman belki de sonuç değişik olabilirdi.
Tepki toplayan Atakan Güner’e gelince; Takımın bu sezon her maçına çıkan, 7 gol, 8 asist katkısı veren bir isim. Daha 1 hafta önce Bucaspor’a İbrahimoviç golü atıp maçı da kurtarmıştı. Ama dünkü maçta taraftar faturayı ona kesti.
Sonuç: Bence play – off artık zor. Ama yine de mücadeleyi matematiksel olarak bitmeden bırakmamak lazım. Bu sezon olmasa bile bu kadro seneye çok farklı yerlerde olabilir. Ancak bunun için kadrodan eksilme olmamalı ve Recep Hoca, elde kalanlarla bazı alternatifler üretmeli. Örnek: Ertaç Özbir nerede, sezon başında oynayan Recep Yiğit Sevinç ve Ahmet Emre Polat neden kayboldu?
Bunları yazıp, konuşacağız çok zaman olacak
MAÇTAN NOTLAR
Maç öncesi Ankaragücü’nün sanatçı değerlerinden Hakan Boyav abimizde karşılaştık. Eskileri andık. Hatta başkan İlhami Alparslan ve Etimesgut Belediye Başkan yardımcısı Gültekin Bayındır’ın da katılımıyla güzel bir sohbet oldu.
Taraftarın kortejine katıldık. O heyecanın ve ruhun tekrar gelmesine sevindik.
Devre arası Yaşar Güney abinin organizasyonuyla Ankara Seymenlerini keyifle izledik.
Kapıların geç açıldığı ve sorun yaşadıklarını taraftarlar bana söylediler. Buradan duyuruyorum.
Maç içinde ise İnegölspor taraftarının yaktıkları meşaleleri; kadınların ve çocukların olduğu tribünlere atması insanlık dışı bir şeydi. Yüzlerce kameranın olduğu yerde bunu nasıl yaparsınız? Bu insanlık mı? Eryaman’ı siz İnegöl mü sandınız? Gözünüzün renginden bile bunu yapan şahısları emniyet bulup cezalandıracaktır.
Bu arada emniyet derken, 2 gün önce Türk Polis Teşkilatının 181. kuruluş yıl dönümüydü. Haberlerimizle günü kutladık. Ancak maçta bazı emniyet mensubu değerli dostlarımız, bizden bu konu ile ilgili bir yazı beklemişler. Polisimiz ve Askerimiz ülkemiz için çok değerli. Bugün evimizde rahatça oturup, güvenle yaşayabiliyorsak bu onların eseri. Bu nedenle bütün polis teşkilatımızın 181. Kuruluş yıldönümünü kutluyorum. İşimiz spor olduğu için statlarda ve salonlarda onların çilesini ve fedakarlığını görüyorum. Özellikle futbol maçlarına gelen polislerimiz inanılmaz profesyoneller. Ankara’daki maçlarda birkaç nahoş olay haricinde sorunsuz geçiyor. Bu onların eseri. Hepsini kutluyorum ve başarılar diliyorum.
Yazıyı Mervan Yusuf Yiğit’in babasıyla yaşadığım diyalogla sonlandırayım. Dün maç öncesi sahaya çıktım ve orta sahaya doğru yürüyordum. Basın tribünü altında, futbolcu ailelerinin oturduğu bölümün önünden geçerken, bir amca ayağa kalktı ve beni yanına çağırdı. Tabii ki hemen gittim. “Ben Mervan Yusuf Yiğit’in babasıyım” dedi. Tanıştık sohbete başladık. “Senin her yayınını izliyorum, yazılarını okuyorum. Sana çok teşekkür ediyorum. Hep doğruları söylüyorsun” dedi. Çok mutlu oldum, ben de ona teşekkür ettim. Torunlarıyla maça gelmiş. Mervan’ın babası Ankaragücü aşısını almış. Kendisine buradan bir kez daha saygılar sunuyorum.
Evet dünden beri herkesin morali bozuk. Üzüntümüz şu ki; denizi geçip çayda boğuluyoruz…
Hep bu tip maçlarda sıkıntı yaşıyoruz. Dün 2 top çizgiden çıktı, 1 top direkten döndü, sayısız pozisyon kaçtı.
Antalya’da isteyen top bu kez istemedi…
Olmayınca olmadı…