Ankara ayazında bir puan

​Ankara’nın meşhur ayazında başlayan Gençlerbirliği - Samsunspor mücadelesi, tıpkı hava gibi soğuk bir tempoyla start aldı.

​İlk yarıda ne taraftarlar ne de futbolcular oyunun içine tam anlamıyla girebildi. Özellikle geriden oyun kurarken yaptığımız bireysel hatalar, oyunun kontrolünü elimizden kaçırmamıza neden oldu.

​ İlk Yarı: Statik Oyun ve Savunma Hataları

​Maçın ilk yarım saatinde statik bir görüntü sergileyen Gençlerbirliği, tembel pasların kurbanı oldu. Bu durum, Samsunspor’un tehlikeli kontra ataklar bulmasına zemin hazırladı.
​Zuzek, Goutas ve Kelven üçlüsünün savunmadaki pas hataları,
​Dele-Bashiru’nun savunma yardımındaki eksikliği,
​Velho’nun zamanlama hataları ile birleşince oyun kurmak neredeyse imkansız hale geldi.
​Samsunspor’un da üstün bir futbol sergilemediği ilk devrede, yine savunmadan çıkarken kaptırdığımız bir top pahalıya patladı ve Marius’un golüyle soyunma odasına 1-0 mağlup girdik.

​ İkinci Yarı: Siyahla Beyaz Kadar Farklı Bir Kimlik

​İkinci yarıda sahada bambaşka bir Gençlerbirliği vardı. Oyunu rakip yarı alana yıkan, baskılı ve kenar varyasyonlarını etkili kullanan temsilcimiz, rakibi bunaltmayı başardı. Bu baskı meyvesini verdi ve beraberlik golüyle skoru 1-1’e getirdik. Maçın geri kalanındaki karşılıklı cılız ataklar sonucu değiştirmeyince, sahadan bir puanla ayrıldık.

​ Metin Diyadin Faktörü ve Eksik Enerji

​Maç öncesi rakibin eksiklerini ve Başkan Arda Çakmak ile ekibinin özverili çalışmaları aynı zamanda sahada yüksek enerji veren oyuncu grubunu düşündüğümüzde, Gençlerbirliği kağıt üzerinde bir adım önde olan taraftı. Ancak sahada en büyük eksikliğimiz Metin Diyadin’di.
​"Metin Hoca’nın saha kenarındaki enerjisinin; oyuncu grubuna, teknik heyete ve taraftara olan etkisini bu maçta çok daha net anladık."
​Trabzonspor maçındaki o yüksek ruhu arayan gözler, hoca enerjisinin takımı nasıl yukarı çektiğini bir kez daha idrak etti.

​"Biz Birlikte Güzeliz"

​Skor ne olursa olsun, Gençlerbirliği artık kolay kolay kaybetmeyen bir takım hüviyetine büründü. Üst üste 6 maçtır süren namağlup seri, ligin ilk 5 haftasındaki kayıpların telafisi niteliğinde.
Arda Çakmak ve ekibinin taşın altına elini koyduğu bu zorlu süreçte; yönetimin, teknik heyetin,futbolcu grubunun ve taraftarın tek yumruk olması en büyük gücümüz. Sınırlı kadroyla adeta bir satranç ustası gibi hamleler yapan Metin Diyadin ve tribünleri dolduran cefakar taraftarımızla biz "bir" olduğumuz sürece aşamayacağımız engel yok.
​Sonuç ne olursa olsun; onurumuzla savaşmaya devam edeceğiz. Günün sonunda kazanan daima Gençlerbirliği olacak!