Fenerbahçe’nin hücumlarını karşıladığımız dakikalarda, Talisca’nın şutunda rakibinden seken topun Zuzek'in koluna çarpmasına hakem Ali Şansalan tarafından penaltı hükmedildi. Topun doğal olmayan bir konumda olup olmadığı tartışmaya açıkken, VAR’ın müdahalesiyle Fenerbahçe lehine verilen bu karar oyun planımızı sekteye uğrattı. Bu golün yarattığı demoralizasyonla ilk devreyi istemediğimiz bir skorla kapattık.
Eşitlikten Uzak Kararlar
İkinci yarıya karakter koyarak başladık ve skoru 3-1’e getirdik. Ancak 57. dakikada Koita’nın ceza sahası içinde formadan çekilmesiyle yaşanan net pozisyona "devam" kararı verilmesi maçın en kritik anıydı. O pozisyonda çalınacak bir penaltı ve ardından gelebilecek bir kart kararı, maçın son 30 dakikasını bambaşka bir senaryoya taşıyabilirdi. Fenerbahçe 10 kişi kalacaktı ve Gençlerbirliği skoru 3-2 ye getirmeye çok yaklaşacaktı. Ne yazık ki, müsabaka hakemlerinin bu tip belirleyici anlardaki takdir haklarını standartların dışında kullanması, saha içindeki adalet duygusunu zedelemiştir.
Disiplin Uygulamalarındaki Standart Kaygısı
Maç boyunca sergilenen kart disiplini de kamuoyunun takdirine bırakılacak düzeyde tartışmalıdır. Rakip oyuncu Oosterwolde’nin cezalı duruma düşmemesi adına gösterilen aşırı tolerans, hakem yönetimindeki tarafsızlık ilkesine gölge düşürmüştür. Bir sonraki haftanın hesapları üzerinden yapıldığı izlenimi veren bu yönetim tarzı, futbolun marka değerine zarar vermektedir.
Teknik direktörümüz Metin Diyadin’in Rizespor maçını düşünerek yaptığı hamleler ve oyuncularımızın mücadelesi skor tablosuna tam yansımasa da, ligdeki konumumuzu koruyoruz. Şahsım adına Gençlerbirliği taraftarı olarak saha dışı etkenlerin emeğimizin önüne geçmesine karşı duruşum sürecektir. Önümüzdeki 4 kritik maçta, sahadaki mücadelemizle gereken puanları alıp hedeflediğimiz noktaya ulaşacağız.