Ankaragücü’nün rakibi, İzmir’de Altınordu’ydu.
Nereden bakarsan bak, çok önemli bir avantajdı. Ligde küme düşmesine kesin gözüyle bakılan ve bizim maça kadar sadece 13 puan toplayabilen Altınordu maçı için doğal olarak herkes 3 puanı yazmıştı.
Ankaragücü’nü yakından takip eden biri olarak ben bunun öyle kolay olmayacağını biliyordum.
Tabii önce maçın oynatıldığı yerden başlayalım.
Karşılaşma İzmir’de Torbalı ve Selçuk ilçeleri arasında dağların arasında kurulmuş olan Altınordu Metin Oktay Yerleşkesi’nde oynandı. Burası İzmir şehir merkezine 70 km. mesafede.
Maç öncesi Ankaragücü’nün stadın yerine değiştirme talebi red yediği için maç bir resmi maç oynanma açısından resmen facia olan bu tesislerde oynandı.
Maça gelen Ankaragücü taraftarlardan sadece 48 kişi tribüne girerken, 30 kadar taraftar da protokolün olduğu tribünde maçı izledi. Burada maçı izleyen taraftarlar sessizce maçlarını izlediler ve maç bitiminde yan yana oturdukları Altınordu’lu taraftarlara teşekkür ettiler. Yaklaşık 100 kadar taraftarda stat dışında kaldı. Burada Volkan Karaman abiyle karşılaşmam da çok güzel oldu. Bu taraftarlar, tesislerden hayli uzak bir dağa çıkarak maçı izlemeye koyuldular. Bu görüntüyü ilk olarak ben sosyal medyaya atarak duyurdum.
ŞOK GOLLE MAÇ BAŞLADI
Ankaragücü bu tip sahalarda veya tesislerde motive olamıyor ve saçma sapan puanlar kaybediyor.
Bu maçta öyle bir maç oldu.
Hani lig uzun maraton, bu tür maçların telafisi var denir ya.
Yok, hayır!
Bu maçta kaybedilen 2 puanın telafisi maalesef olamaz.
Çünkü karşıda aslında bir takım yoktu.
Karşıda tamamen genç kadroya, biraz bu ligin oyuncularıyla takviye edilmiş ve harmanlamış bir takım vardı.
Ele gelen birkaç oyuncu da başka takımlar tarafından transfer edilmişti.
Peki Recep Karatepe ve öğrencileri böylesine zayıf bir rakip karşısında ne yaptı?
Takım maça öyle bir başladı ki, daha ne olduğunu anlayamadan 30.saniyede gol geldi.
Bu golde orta saha, savunma ve Görkem’in ortak işbirliğini gördük.
Ne orta saha bastı, ne savunma öne çıktı, ne de Görkem yememesi gereken bu golde gerekeni yapamadı.
Tabii Ankaragücü gibi gücü belli bir kadronun, bu golle bozulmama şansı yoktu.
Öyle ki, maç öncesi Recep Karatepe’nin bir hafta boyunca çalıştığı sistem ve taktik çöpe atıldı ve kartlar yeniden dağıtılmak zorunda kalındı.
Ama rakibin de zayıflığını düşünürsek belli bir noktadan sonra “Ankaragücü oyuna ağırlığını koyar!” diyorduk.
Ankaragücü takımı maçın neredeyse ilk yarısının tamamında bir türlü organize olamadı, ne yapacağını bilemedi.
Çünkü senaryo da böyle bir başlangıç yoktu.
İlk yarıda temposuz, rakibi rahatsız edemeyen, pozisyona giremeyen bir Ankaragücü takımı vardı.
Yani tek tek yazmaya gerek yok. Hiçbir şey yerinde gitmiyordu.
İKİNCİ YARI DAHA OLUMLU İŞLER!
Maçın devre arasında oyunculara Recep Hoca’nın vereceği taktikler ve öğütlerle, ikinci yarıya daha farklı başlanacağı belliydi.
Nitekim kafadan gol gelince de umutlandık.
Bu golün de moraliyle ikinci yarıda daha derli toplu bir Ankaragücü izlemeye başladık. Ama rakibi baskılayacak, sindirecek, ürkütecek bir oyunda ortaya konamadı.
Çok net pozisyonlara girilemedi.
Maçın ilerleyen dakikalarında Ankaragücü’nün de oyundan düştüğünü yorgunluk belirtileri gösterdiğini gördük.
Şu bir gerçek ki, Ankaragücü takım olarak formsuz.
1 yıl sözleşmesi uzatılan Recep Hoca’nın da formsuz olduğunu söyleyebiliriz.
İlginçtir ki, maç maç kopuk kopuk bir Ankaragücü izliyoruz.
Bir hafta çok iyi görüntü veren takımın, diğer hafta bir anda büyük bir düşüş yaşadığı görülüyor.
Bir de değişiklikler çok geç yapılıyor.
Bunu çözecek olan da Recep Hoca ve ekibi!
Örneğin son bölümde, bazı pozisyonlarda soldan gelen ataklarda sağ taraftaki oyuncuların ileriye çıkamadığını, sağdan giden ataklarda da sol taraftaki oyuncuların öne doğru çıkamadığını gözlemledim.
Bunlar fiziksel düşüşü gösterir.
Elimde veri yok. Ama gözlemlerime göre takım fizik ve kondisyon olarak düşüşe geçmiş gibi görünüyor. Bunu teknik ekip çözmeli.
Ben oyunculara şunu söylemek istiyorum. Bizi okuyorsunuz, izliyorsunuz bunu biliyorum.
Ankaragücü bugün belki yasaklardan dolayı elinize bakıyor.
Ama bu kulüp şanlı Ankaragücü!
Takımdaki herkes kendine çekidüzen vermeli.
Bazı oyunculardaki rahatlık net belli oluyor.
Bakın bu camia size destek verdi, hiçbir maçta tepki almadınız.
Başkan İlhami Alparslan’da mali açıdan elinden gelen her şeyi yaptı. Tüm ödemeleri gerçekleştirdi.
Sizin de camiaya ve başkana sorumluluklarınız var.
Yanlış anlamayın uçun kaçın demiyoruz!
Ama daha istekli, arzulu, mücadeleci ve hatta savaşarak oynamanız lazım!
Bunu daha önce başaran bir oyuncu grubunun bundan sonra da yapmaması için bir hiçbir neden yok.
Son yazacaklarım hakeme ve TFF’ye olsun.
Biliyorum ne söylersek boşa gidiyor. Adamların vicdanı yok olmuş, kullanmıyorlar. Vicdan çöpe atılmış. Ama mantık sınırları çerçevesinde, ilk yarıdaki pozisyona nasıl penaltı verilmez gerçekten inanmak zor. Gören göz buna penaltı verir.
Verilmiyorsa ben bir art niyet ararım.
TFF son dönemde bu tür fahiş hatalar yapan hakemlere, sosyal medya baskısıyla da birlikte maç vermiyor. Bu hakeme karşı nasıl tutum alınacak bekleyip göreceğiz.
Ankaragücü gibi bir kulübün İzmir’de maç oynaması o şehre değer katar. Böylesine bir maçı 70 km. şehir dışında bir köyde oynatmak da TFF’ye yakışır.